Türkiye estetik cerrahideki gelişmelerde geri kalmadı. 1960'larda Türkiye'de belki malzeme yoktu, ama doktorların cerrahi yetenekleri oldukça gelişmişti, ilk başlarda bu ameliyatları genel cerrahi uzmanları ve kulak burun boğaz uzmanları uyguluyorlardı. 1980'lerde estetik cerrahiye talep çok artmıştı. Ameliyat için ancak 3-6 ayda gün verilebiliyordu. Daha çok estetik cerraha ihtiyaç vardı. Üniversitelerde plastik cerrahi kürsüleri kuruldu. Daha önceleri kanser hastalarını, yanık ve doğuştan olan sakatlıkları (rekonstrüktif cerrahi) tedavi eden bu kuruluşlara estetik cerrahi görevi de verildi. Talep daha da çok artınca plastik cerrahlar, genel cerrahlar ve kulak burun boğaz doktorlarıyla beraber diğer uzman grupları da bu işe el attılar. Eğitim ve eğitilen doktorların kalitesi de azaldı. Bunun sonucu burun estetiği olarak yapılan hatalarda ve sonuçtan memnun olmayan hastaların sayısında büyük bir artış oldu. Benim burada belirtmek istediğim, günümüzde birçok ülkede her cerrahi uzmanlığı (genel cerrah, KBB, çene, kadın doğum ve dermatolojik cerrahi) doktorunun kanunen estetik cerrahi yapmakta veya yapabilecek olmasıdır. Ceza, ancak doktorlar bir hata yaptıkları zaman, eğer gerekli eğitimi almamışlarsa veriliyor. Maalesef ülkemizde ve diğer bazı ülkelerde hastalar, doktorlara, kabiliyetlerine veya uzmanlık dallarina göre değil, gazetelerde çıkan gayriciddi ve gerçekdışı haberlere veya hangi meşhur kimseyi ameliyat ettiklerine göre gidiyorlar. Ben çocukken daha 55 yaşına gelmemiş babaannemin yüzünün kırışıklarla dolu olduğunu hatırlarım. Annem aynı yaşa geldiğindeyse aynı durumda değildi, çünkü kendine daha çok bakıyor, kremler sürüyordu ve dolayısıyla yüzündeki kırışıklar ve sarkma daha azdı. Bugünse 55 yaşındaki bir kadın yüzündeki kırışıkları kabul etmiyor ve onları ortadan kaldırmak veya en azından azaltmak için uğraşıyor. 1950'lerde doğal kabul edilen sarkma ve kırışıklar artık günümüzde yaşlanma belirtisi sayılarak giderilmeye çalışılıyor. Yıllar önce Amerika'da maske şeklinde gerilmiş yüzler ve dolma şeklinde dudaklar görünce Türk halkının bunu kabul etmeyeceğini düşünmüştüm. Ama zamanla bu durum ülkemizde de geçerli oldu ve kadınlar doğal olmayan görünümlerle sokaklarda dolaşmaya başladılar. Uzun yıllar çalıştığım Almanya, Avusturya ve ingiltere'de ise kadınlar, doğal bir görünüm isterler ve fazla gerilmiş bir yüzü hata olarak nitelendirirler. Almanlar ve ingilizler deforme olmuş yüzlerle topluma çıkmak istemezler. Artık Amerika'da da zamanla durum değişti ve doğu kıyısında hastalar overcorrection dediğimiz aşırı yüz germe yöntemlerini istemiyorlar. Amerika'nın batı kıyısında da ise yüzler halen aşırı derecede geriliyor. Ülkemizde ise artık yavaş yavaş doğal ve göze batmayan yöntemleri arzulayan hastalar çoğalıyor. Halbuki bundan 10- 15 yıl önce istanbul'da kadınlar silikonla şişirilmiş ve aşırı germe nedeniyle çarpılmış yüzlerle dolaşıyorlardı. Doğal ve çekildiği fazla belli olmayan ama daha genç gösteren S-Lift yöntemi, ancak 2000'lerin başından itibaren Türk hastalar tarafından kabul edildi ve arzulandı. Orta ve Kuzey Avrupalı kadının acelesi yoktur, kırışıkları ve sarkmaları yavaş yavaş ve birer birer ortadan kaldırabilirsiniz, ama Akdeniz ülkelerinde ve Brezilya'da kadınlar "düzelme"nin anında olmasını ve mümkünse "kusur"ların hepsinin birden giderilmesini isterler. Bence bu acelecilik, istenmeyen yan etkilere ve komplikasyonlara neden olacaktır. Acele olarak uygulanan yöntemlerde meydana gelecek olan hata önceden programlanmıştır ve kaçınılmazdır. Birden fazla büyük ameliyatın aynı anda yapılması bazı durumlarda hatalıdır, bu durumda yaranın iyileşmesi ve hastanın kendini burun estetik toparlaması gecikecektir. Unutmayın, yavaş pişen yemek daha lezzetlidir. Estetik cerrahi ameliyatlarına ilginin artmasında televizyon ve gazetelerin de rolü büyüktür. Ancak unutulmamalıdır ki medya reytlng peşindedir ve bu nedenle ciddi olmayan doktorlara da yayınlarda yer verilir. Amerika'da televizyonlarda 16 yaşındaki kızlara göğüs ameliyatları yapılıyor, 15 yaşındakilere botoks ve dolgu maddesi enjekte ediliyor. Bu, medyanın organize ettiği bir güzellik histerisidir. Beni baştan yarat "Absolute make över" (Bütünüyle yenileme) adlı televizyon serilerinde ameliyat olmuş kimseler daha sonra istenmeyen durumlar meydana geldiğinde gerekli düzeltmeleri ödeyemedikleri ve daha önceden imzaladıkları belgelerle her türlü haklarından vazgeçtikleri için zor durumlarda kalıyorlar. Amerika'da bu tür programlara artık "Absolute fake över" (Bütünüyle aldatmaca) deniyor. Sosyologların dediği gibi "Her hareket bir karşı hareket doğurur" ve estetiğin günlük hayatımıza aşırı derecede girmesi sonucu bu tip uygulamalara ve ameliyatlara karşı çıkan toplumun bir kısmı sesini artık daha çok duyuruyor. Her insan kendi vücudu hakkında kendisi karar verir ve vücuduna canının istediği ameliyatı, kendisine zarar vermeyecek olanı yaptırmak İsteyebilir. Bu, onun en doğal hakkıdır. Doktorun görevi ise gerektiğinde hastaları tehlikeli ve faydası olmayacak estetik ameliyat ve uygulamalardan caydırmak ve onları bu yöntemlerin sonuçları hakkında bilgilendirmektir. Bir estetik ameliyatın ne kadar başarılı olduğu her zaman tartışılır. Mesela bazı kimseler yüz gerdirmeyi güzel bulurken, diğerleri bunu doğal olmayan ve kötü İzlerle sonuçlanmış bir yöntem olarak değerlendirebilir. Gerçek veya mantık; bu iki farklı ucun arasındaki doğru yolu bulmaktır. Diğer tarafı kötülemek çözüm değildir ve her iki görüşün de faydaları ve sakıncaları vardır.
,,Burun Estetiği Ameliyatı,,
(1 mensaje) (1 voice)-
Publicado hace 3 months #
Responder
Debes conectarte para enviar un mensaje.